El Yıkamanın Doğru Yöntemi ve Sık Yapılan Hatalar
Günde defalarca tekrarladığımız bu alışkanlıkta süre, unutulan bölgeler, su sıcaklığı ve kurulama sonucu doğrudan belirler.
Bora Ekinci 4 dk okuma
El yıkamak, günde defalarca tekrarladığımız için üzerinde hiç düşünmediğimiz alışkanlıklardan biridir. Musluğu açar, sabuna uzanır, birkaç saniye ovalar ve işimize döneriz. Oysa bu kısa işlemin nasıl yapıldığı, sonucu doğrudan belirler. Aceleyle yapılan bir yıkama, ellerin görünürde temiz olmasını sağlar ama parmak aralarında ve tırnak diplerinde bıraktığı kalıntı nedeniyle beklenen faydayı vermez. Doğru yöntem karmaşık değildir; sadece birkaç ayrıntıya dikkat etmeyi gerektirir.
Süre Neden Bu Kadar Önemli?
Sabunun işini yapabilmesi için ele temas ettiği sürenin yeterli olması gerekir. Sabun, kirin ve yağın suyla birlikte yüzeyden ayrılmasını sağlayan bir aracıdır; bu ayrışma bir anda değil, ovalama süresince gerçekleşir. Yaygın öneri, elleri yaklaşık yirmi saniye boyunca ovmaktır. Bu süre sanıldığından uzundur ve saymadan yapıldığında çoğu kişi yarısında bırakır. Bir şarkının nakaratını içinizden mırıldanmak ya da yavaşça yirmiye kadar saymak, süreyi göz kararı tutmaktan çok daha güvenilirdir.
Unutulan Bölgeler
Yıkama sırasında dikkat neredeyse tamamen avuç içine yoğunlaşır. Oysa kalıntıların en çok biriktiği yerler parmak araları, başparmağın etli kısmı, tırnak kenarları ve el sırtıdır. Doğru bir yıkamada avuçlar birbirine sürtüldükten sonra parmaklar birbirinin arasına geçirilmeli, başparmak diğer elin avucuyla döndürerek ovulmalı ve parmak uçları avuç içinde daire çizerek temizlenmelidir. Bilek bölgesi de özellikle yemek hazırlığı sonrasında ihmal edilmemelidir. Bu sıralamayı birkaç kez uyguladığınızda alışkanlık hâline gelir.
Suyun Sıcaklığı Fark Yaratır mı?
Çok yaygın bir inanış, suyun ne kadar sıcak olursa temizliğin o kadar iyi olacağıdır. Elin dayanabileceği sıcaklıktaki su, kirin çözülmesinde belirleyici bir üstünlük sağlamaz. Buna karşılık yüksek sıcaklıktaki su cildin doğal yağ tabakasını daha hızlı uzaklaştırır ve zamanla kuruluğa, kızarıklığa yol açabilir. Ilık su hem konforlu hem yeterlidir. Asıl belirleyici olan sıcaklık değil, ovalama hareketi ve süredir. Suyun görevi, sabunun çözdüğü kiri yüzeyden uzaklaştırmaktır.
Durulama ve Kurulama Aşaması
Yıkamanın en sık atlanan bölümü kurulamadır. Nemli kalan eller, dokunduğu yüzeylerdeki kalıntıyı daha kolay üzerine alır ve parmak aralarındaki sürekli nem cildi yumuşatarak tahrişe açık hâle getirir. Bu nedenle eller tamamen kurulanmalı, özellikle parmak araları ihmal edilmemelidir. Ortak kullanılan bez havlular uzun süre nemli kaldığından ideal değildir; mümkün olduğunda kâğıt havlu ya da kişiye ait, sık değiştirilen bir havlu tercih edilmelidir. Durulama sırasında sabunun tamamen gitmesine de dikkat edilmelidir.
Hangi Anlarda Mutlaka Yıkanmalı?
Alışkanlığı zamana bağlamak yerine olaylara bağlamak daha işe yarar. Yemek hazırlamaya başlamadan önce ve çiğ gıdalara dokunduktan sonra, yemekten önce, tuvalet sonrasında, dışarıdan eve girildiğinde, çöp attıktan sonra, evcil hayvanla temastan sonra ve burun temizliği ardından eller yıkanmalıdır. Hasta birine bakım verirken bu sıklık daha da artar. Bu anları zihninizde bir liste hâline getirdiğinizde, yıkama kararı düşünmeyi gerektirmeyen otomatik bir davranışa dönüşür.
Sabun mu, El Jeli mi?
Su ve sabuna erişim varken tercih her zaman yıkamadan yana olmalıdır. Yıkama, kir ve kalıntıyı fiziksel olarak yüzeyden uzaklaştırır. Alkol bazlı el jelleri ise yıkamanın mümkün olmadığı durumlar için pratik bir çözümdür; toplu taşımada, dışarıda ya da yolda kullanışlıdır. Ancak elde gözle görülür kir, toz ya da yağ varsa jel yeterli olmaz. Jel kullanırken de ürünü ellerin tamamına yayıp kuruyana kadar ovmak gerekir; yarıda silmek etkiyi azaltır.
Sık Yıkamanın Cilde Etkisi
Gün içinde çok kez yıkanan eller kuruyabilir, gerginlik ve çatlama görülebilir. Bunu azaltmak için sert kokulu, çok köpüren ürünler yerine daha yumuşak formüller tercih edilebilir ve yıkama sonrası eller hâlâ hafif nemliyken nemlendirici uygulanabilir. Kışın soğuk hava ve rüzgâr bu etkiyi artırdığından, dışarı çıkmadan önce nemlendirme daha da anlamlı hâle gelir. Ciltte geçmeyen kızarıklık, çatlak ya da kaşıntı gibi belirtiler sürüyorsa bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekir.
Küçük Bir Alışkanlığın Karşılığı
El yıkama, günlük hayatta bu kadar az emek isteyip bu kadar geniş fayda sağlayan az sayıdaki davranıştan biridir. Doğru yapıldığında ne özel bir ürün ne de fazladan zaman gerektirir; sadece yirmi saniyelik bir dikkat ister. Evde ve iş yerinde lavabo başına sabunu görünür yere koymak, kâğıt havluyu ulaşılabilir tutmak ve çocuklara sıralamayı oyunlaştırarak öğretmek bu alışkanlığı kalıcı kılar. Küçük görünen bu düzen, gündelik yaşamın en sessiz koruyucularından biridir.